Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu Çanakkale’de

Bakan Çavuşoğlu, bir dizi ziyaret için geldiği Çanakkale’nin Gelibolu ilçesindeki öğretmenevinde, iş adamları, sivil toplum kuruluşu temsilcileri ve muhtarlarla bir araya geldi.

Çavuşoğlu, burada yaptığı konuşmada, AK Parti içinde kardeşlik hukuku bulunduğunu söyledi.

Bunun yıllardır yaşanmayan krizlerle net bir şekilde anlaşılabileceğine işaret eden Çavuşoğlu, “Bugün kriz olmuyorsa bu sistemden dolayı değil, AK Parti içindeki kardeşlik hukukundan dolayı olmuyor. Bugün Cumhurbaşkanı ile Başbakan abi kardeş gibi yıllardır birlikte çalıştıkları için kriz olmuyor. Sezer ile bile kriz olmadıysa ‘ya sabır’ dediğimizdendir. Çok şeyi engellediler. Kriz çıkarmak isteseydik çok kriz olurdu. Ama geçmişteki krizlerde Türkiye çok bedeller ödediği için sabırlı davrandık. Sayın Gül Cumhurbaşkanımız oldu, Sayın Davutoğlu Başbakanımız oldu, şimdi Binali Yıldırım Başbakanımız. Kendi aramızda problem olmadıysa bu hukuktandır. Olup da dışarı çıkmadıysa, ‘kol kırılır yen içinde kalır’ deyip yine bu hukuktan kaynaklanmıştır.” diye konuştu.

Kriz çıkarmanın çok kolay bir iş olduğunu dile getiren Çavuşoğlu, şöyle devam etti:

“Geçmişte krizler olmadı mı? Ecevit ile o dönemdeki hükümet arasında kriz olmadı mı? Peki neden oldu kriz? Hep diyoruz ya ‘anayasa kitapçığı gitti geldi’. Anayasa kitapçığını Sezer, rahmetli Ecevit’in önüne niye attı? Dedi ki ‘Anayasaya bak benim yetkim var’. Onlarda dedi ki ‘sizi biz getirdik’. Ama oda diyor ki ‘sizin seçtiğiniz parlamentoda Anayasa diyor ki benim yetkim var kardeşim.’ Bu sadece basit bir anayasa kitapçığının gidip gelmesi değildi.”

Çavuşoğlu, yaşanan bu olayın ardından gecelik faizin 7 bin 500’e çıktığını, doların yüzde 100 değer kazandığını ve devalüasyon olduğunu aktardı.

Türkiye’nin 1 günde yüzde 50 fakirleştiğini dile getiren Bakan Çavuşoğlu, “Bir kavgadan dolayı. Biz bunu hak ediyor muyuz? Hak ettik mi biz bunu?Sadece Sezer ile Ecevit arasında mı oldu kavga? 2001 krizi, daha 1 sene içinde seçildikten sonra oldu. 1994 krizi hatırlar mısınız? 5 Nisan krizini hatırlar mısınız? Ben çok iyi hatırlarım, Londra’da öğrenciydim, gözlerim karardı televizyonda izlerken. Çiller ve Demirel kavgası, bir kriz. Yüzde 100 devalüasyon. Ülke yüzde 50 daha fakirleşti. Peki bu kavga sadece Demirel ve Çiller arasında mıydı? E Demirel ve Çiller baba kız gibiydi. Demekki sadece kardeşi kardeşe değil, babayı kıza da kırdırır bu sistem.” ifadelerini kullandı.

Çavuşoğlu, 16 Nisan’da bir referandumun yapılacağını hatırlattı.

Bunun yerel ya da genel bir seçim olmadığını, bir partiye ya da kuruma yönelik oy kullanılmayacağına işaret eden Çavuşoğlu, şunları kaydetti:

“Bu bir seçim mi? Bir partiye mi oy veriyoruz? Hayır. Yerel seçim mi ? O da değil. Türkiye için hayati derecede önemli bir referanduma gidiyoruz. Bir sistem değişikliğine gidiyoruz. Yani cumhurbaşkanlığı sistemine gidiyoruz. Peki neden biz bu sistem değişikliğine gitmek durumundaydık? Esasen iki tercihten birini yapmak durumundaydık. Şu an ki sistem Türkiye için en riskli sistem. Niye? İki başlılık var. Herkeste yani mecliste de hükümette de cumhurbaşkanında da aynı yetkiler var. Ama demokrasi öyle demiyor. Demokrasi ‘güçler ayrılığı’ diyor. Demokrasi, ‘denge kuracaksın’ diyor. Şimdi hem cumhurbaşkanı hem de başbakan da aynı güç olduktan sonra, ikisi de halk tarafından seçildikten sonra bu sistem kardeşi kardeşe kırdırır. Kesin kırdırır.”

Çavuşoğlu burada bir karar verilmesi gerektiğinin altını çizerek, sözlerini şöyle sürdürdü:

”Yapmamız gereken iki şey. Hangisini istiyorsanız onu yapalım. Bir tanesi mevcut sistemi sürdürmek. Ama şu anda ki sistemi sürdüreceksek, yani başbakanlık müessesesi sistemini sürdüreceksek bir şey yapmamız lazım. Şu andaki cumhurbaşkanının yetkilerinin hepsini almamız lazım. ‘Cumhurbaşkanının şu anki Anayasaya göre yetkisi mi var?’ diye sorabilirsiniz. Oysa muhalefet diyor ki ‘Cumhurbaşkanı daha fazla güç istiyor.’ Evet, şu anki anayasaya göre cumhurbaşkanındaki yetki gani. Var da var. Neden? Çünkü Kenan Evren cumhurbaşkanı olmak istiyordu, 12 Eylül Anayasası yazıldıktan sonra ne kadar yetki varsa koydu. Karşısında sorumluluk var mı sıfır. Cezai müeyyide var mı? O da yok. Öyle bir kriter koymuş ki meclisin dörtte üçü eğer birşey bulursa dörtte üçü ile gönderebilir. Şimdi hiç bir sorumluluk yok, yetki var. İşte bu yetkilerin hepsini almak lazım.”

Bakan Çavuşoğlu, dünya mazlumlarının Türkiye’den beklentilerin çok fazla olduğunu da anlattı.

Son 15 yıldır yurt dışında yaşayan vatandaşların ülkesiyle gurur duyduğunu vurgulayan Çavuşoğlu, ”100 yıldır böyle bir iktidar gelecek diye, Türkiye güçlü olup tekrar gelip bizi bulacak diye bekleyen evladı fatihan da artık yalnız değil. Onlara da hizmet götürmemiz lazım. 100 yıl önce bırakmışız vatanı bekle diye, hala vatanı bekliyorlar.” şeklinde konuştu.

Bakan Çavuşoğlu, tek partili dönemlerde de cumhurbaşkanı ile başbakan arasında ciddi krizler olduğunu anlatarak, şunları kaydetti:

“Hatta Atatürk zamanında da olmuştur. Atatürk Cumhurbaşkanı olduğu zaman Çankaya’da o günkü Başbakan tarafından izole edilmiş ve Atatürk kahretmiştir buna. Tarihi bize doğru okutmuyorlar ki hep ideoloji, örtbas. 15 yılda istikrar sürdüyse bu bizim tek başına iktidar olmamızdan ve Recep Tayyip Erdoğan gibi güçlü bir liderimiz olmasındandır, sistemden değil. Bunun sistemle ilgisi yoktur. Ama biz, Tayyip Erdoğan sonrasını da düşünmemiz lazım. Sistemi sigorta etmemiz lazım. Bu getirdiğimiz anayasa asıl Tayyip Erdoğan sonrasında lazım bize. Getireceğimiz sistemde keyfilik yok. ‘Efendim Cumhurbaşkanı istediğini bakan yapacakmış, başkan yardımcı yapacakmış.’ Yapar, çünkü seçilecek cumhurbaşkanı halk tarafından yetkilendiriliyor başkası tarafından değil. Ama onun hesabını da halka verecek.”

Çavuşoğlu, ”Cumhurbaşkanı yargıyı ele geçiriyor. HSYK’nın tamamını atıyor.” diyenlerin yalan söylediğini anlatarak, şöyle devam etti:

“Bakın Hollanda güya demokrat yani şu anki yönetimiyle faşist de ama sistemi demokrasi çerçevesinde kurmuşlar. Hollanda’da bu kurumun tüm üyeleri bir kişinin önermesiyle kral tarafından atanır. Hollanda’da adalet bakanı öneriyor, kral atıyor sorun yok. Türkiye Cumhuriyeti’nde 4 tanesini cumhurbaşkanı atıyor sorun var. 7 tanesini Meclis atıyor. Meclis’te 3’te 2 çoğunlukla seçilmek zorunda. 3’te 2 çoğunluk nedir? Meclis’te tek parti tek başına bu kurula üye seçemez. Meclis’te uzlaşı olması lazım, anlamı budur. Çünkü yargı tarafsız olması lazım. Adalet için bu gerekli. İspanya ve İsveç’te de kral tarafından atanıyor. Şimdi bu ülkeler demokraside ileri ülkelerde hepsini kral, cumhurbaşkanı atıyor, adalet bakanı öneriyor sorun olmuyor neden Türkiye’ye gelince sorun oluyor, derdiniz ne sizin? Dert başka. Yurt dışındakinin derdi başka, içerideki buna karşı çıkanların derdi başka. Bir de bunların yanında hainler, teröristler var, onların da derdi başka, herkesin derdi başka.”

Konuşmanın ardından Bakan Mevlüt Çavuşoğlu’na partililer tarafından plaket takdim edildi.

Bakan Çavuşoğlu, Çanakkale Valisi Orhan Tavlı’yı ziyaretinde yaptığı konuşmada ise, Türkiye’nin çok yönlü bir dış politika izlediğini belirterek, Türkiye’nin Avrupa ile bir problemi olmadığını ifade etti.

Çavuşoğlu, “Ama görüyoruz ki Avrupa’nın Türkiye ile problemi var. Bizim dünyanın başka bir yeriyle de problemimiz yok. Niye olsun ki problemimiz? Durup dururken bir ülkeyle, milletle, toplulukla niye kavga edelim? Ne faydası var bize? Ama bizimle problemi olanlara karşı da biz eğilmeyiz, bükülmeyiz, dik durmasını biliriz ve hiçbir zaman da eğilmeyeceğiz, bükülmeyeceğiz. Teslim de olmayacağız.” diye konuştu.

Avrupa’nın emir vermeye ve bu emri Türkiye’nin hemen yerine getirmesine ve istedikleri karaları almasına alıştığını belirten Çavuşoğlu, şöyle devam etti:

“Onlar karar verecek, Türkiye onların buyruğunda gidecek. Geçti o günler. Bizi eşit bir ortak gibi görmek durumundalar ve görecekler de anlayacaklar da. Anlamaya başladılar, hazmedemiyorlar ama hazmetme kapasitelerini genişletsinler. Çünkü Türkiye, daha da büyüyecek. Yani bugünkü Türkiye’yi hazmetmekte zorlanıyorsunuz ama böyle giderse yarınki Türkiye’yi böyle giderse hazmetmekte daha da zorlanacaksınız. Şimdiden daha geniş olmaya başlayın, hazır olun. Türkiye’yi, Türk milletini durduramazsınız, bize zincir vuramazsınız ama bizle dost olana biz de dost oluruz.”

Bakan Çavuşoğlu, dünyanın her geçen gün çok değiştiğini, sorunların, ekonomik krizlerin yaşandığını, ülkelerin ve bankaların battığını, çok ciddi sosyal problemlerin de yaşandığını vurgulayarak, konuşmasına şöyle devam etti:

“Göç krizi var mı? Evet, var. Dış politikası başarılı mı? Hayır, değil. Genişleme politikası başarılı mı? Hayır, değil. Entegrasyon politikası bitti, kendileri de itiraf ediyorlar. Peki en büyük tehlike ne? Irkçılık ve yabancı düşmanlığı. İslam karşıtlığı, kendisinden olmayan herkese nefretle yaklaşma. Artık bu düşünce, eyleme dönüşmeye başladı ve fiziki saldırı. Avrupa nereye gidiyor? Avrupa, Orta Çağ Dönemi’ne gitmeye başladı. Avrupa, 2. Dünya Savaşı öncesine gitmeye başladı. Avrupa’yı hep uyarıyorduk, ‘Bu Avrupa’nın gidişi iyi değil. Bu ırkçı adımlara karşı sağlam duralım, Avrupa’nın değerlerini hatırlatalım. Bu değerler, 2. Dünya Savaşı’ndan sonra Avrupa’yı birleştiren değerlerdir. Ekonomik iş birliği, insan hakları, demokrasi, hukuk gibi değerler. Şu anda Avrupa’da hepsi ayaklar altında. İki yüzlülük had safhada. Avrupa Birliği ve Avrupa ülkelerinin bazıları Hollanda’nın yaptığının kabul edilemez olduğunu söylediği halde açıklamalarında Hollanda’ya destek verdi. Niye? Dayanışma. Ne dayanışması? Batı Avrupa dayanışması, Hristiyan dayanışması.”

Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, eğer standart bir değer varsa, yanlışı yapan kişinin ona göre değerlendirilmesi gerektiğine işaret ederek, “Bunun Türkiye’de olduğunu düşünün, şu anda tüm dünya ayakta olmaz mıydı? Veya başka bir ülkede olduğunu düşünün, tüm dünya ayakta olmaz mıydı? Rusya’da oldu, tüm dünya ayakta olmaz mıydı? Peki Avrupa yapınca biz nasıl meşru oluyoruz? Bunu meşru gösterdiğin zaman, ben sana nasıl saygı duyacağım? Yarın sen bana demokrasi konusunda nasıl ders vereceksin? Ben bunu senin yüzüne vurmayacak mıyım? Diyorlar ki ‘Sizin bakan konuşunca sert konuşuyor’. Yani içimden daha fazla şey söylemek geliyor da terbiyemiz müsaade etmiyor. Yaptığımız görevin sorumluluğu da var. Tabii Hollanda’dan çok içimizdeki Hollandalıları da görüyoruz.” ifadelerini kullandı.

Almanya’da düzenlediği basın toplantısında gazetecilerin kendisine çeşitli sorular yönelttiğini aktaran Çavuşoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Almanya’da bir gazeteci, ‘Sizin ülkenize gelen her turist tutuklanıyormuş, o yüzden gelmeye korkuyoruz’ diyor. Ben de bunun ‘zırva’ olduğunu söyledim. Bunun İngilizcesi, başka bir kelime. Vay efendim bunu kelime kelime çevirip, ondan sonra da ‘Bakan şöyle dedi’. Ben buna zırva demeyeceğim de ne diyeceğim? Bir gazeteci çıkıp, ‘Sizin ülkenize gelen her turist tutuklanıyormuş’ derse ne diyeceğim? Yani bir gazeteci, önce dürüst olmalı. Bugün Avrupa’daki gazeteciler, dürüst değil. Çünkü onları da yönlendiren siyasetçilerdir, derin devlettir. Bugün Almanya’daki gazetelerin hepsi, yüzde 100’ü, bu sistemin kontrolündedir. Bunu bilerek söylüyorum, çok iddialı bir şekilde söylüyorum. Alman arkadaşlarımızla görüştüğümüz zaman onların da yüzüne söylüyorum. Hiç de bir şey söylemiyorlar. Avrupa’nın kendisini tekrar gözden geçirip, tekrar eski fabrika ayarlarına dönmesi lazım. 2. Dünya Savaşı sonrası fabrika ayarlarına dönmesi lazım. Çünkü bu Avrupa’nın gidişi, felaket ve maalesef endişe verici.”

“Avrupa, Türkiye’deki referandum konusunda taraf tutuyor” diyen Çavuşoğlu, bugüne kadar Türkiye’nin hiç taraf tutmadığını fakat Avrupa’nın tutması halinde Türkiye’nin de taraf tutmaya başlayacağını bildirdi.

Bakan Çavuşoğlu, “Sen orada yurt dışında yaşayan Türkler’in etkin olacağını düşünüyorsan, hiç kusura bakma, ters teper. Ama bizim herhangi bir taraf tutmamız durumunda, oradaki Türklerin nasıl oy vereceğini de onlar iyi tahmin eder. Biz bunu doğru bulmuyoruz. Bugüne kadar hiç müdahale etmedik. Biz, 15 senedir iktidardayız, bunun imasını bile yapmıyoruz. Başka ülkelerin iç siyasetlerine karışmayı doğru bulmuyoruz. Onlar, bizim iç siyasetimize karışmaya başlarlarsa biz de karışırız. Yani onların anladığı dilden konuşmasını biliriz. Bununla da kalmayız ama bu doğru bir şey olmaz.” değerlendirmesinde bulundu.

Çavuşoğlu, Çanakkale Ticaret ve Sanayi Odası (ÇTSO) Kongre Merkezi’nde iş adamları, sivil toplum kuruluşu temsilcileri, turizmciler ve muhtarlarla bir araya geldiği toplantıda, Çanakkale’nin, 18 Mart’ta temelini atacakları deniz üzerindeki en uzun köprüyle daha güzel olacağını söyledi.

Dışişleri Bakanlığı olarak görevlerinin Türk bayrağını her yerde dalgalandırmak, ülkenin çıkarlarını korumak, vatandaşların her yerde en iyi şekilde temsilini yapmak olduğunu belirten Çavuşoğlu, “Yurt içinde nasıl vatandaşlarımızın hizmetindeysek, yurt dışında da vatandaşlarımızın 7 gün 24 saati esasıyla hizmetindeyiz.” diye konuştu.

Çavuşoğlu, diploması görevlerinin dışında arkadaşlarına her zaman verdikleri net bir talimatın bulunduğunu vurgulayarak, şöyle devam etti:

“O şehirde ve o ülkede turizm ve ticaret müşaviri olsun veya olmasın her bir büyükelçimiz ve başkonsolosumuz aynı zamanda turizm müşaviri gibi, turizm elçisi gibi, aynı zamanda ticaret müşaviri olarak çalışacak ve iş adamlarımızın yatırımlarını takip edecek, işini takip edecek ve ticaretimizin artması için de iş adamlarımızı muhataplarıyla buluşturacak. Türkiyemizin insanlarını ve ürettiğimiz ürünleri, en iyi şekilde tanıtacak. Bu anlayışla çalışıyoruz. Yani girişimci diplomasiyle çalışmamız lazım. Bugün dünya çok değişiyor, Türkiye de çok değişiyor. Değişimin gerisinde kalamayız. Ama değişim nereden nereye gidiyor? Bunu da çok iyi takip etmek lazım.”

Yaptıkları araştırmalarda ekonominin 140 kilometre hızla batıdan doğuya doğru gittiğini gözlemlediklerini aktaran Çavuşoğlu, “Yeni yeni ekonomik güçler ortaya çıkıyor. 2050 yılında Afrika’nın potansiyeli ne olacak? Bizim yaptığımız ve takip ettiğimiz araştırmalara göre Afrika’nın 2050 yılında dünya ekonomisine katkısı 49-50 katrilyon dolar olacak. Bu çok ciddi bir rakam. Bunları çok iyi değerlendirmek lazım. O yüzden girişimci dış politika. Çok iyi değerlendirmek gerekiyor. Ne yapabiliriz? Bunu düşünmeliyiz.” ifadelerini kullandı.

Çavuşoğlu, kendileri için dış ticaret anlaşmalarının da çok önemli olduğuna değinerek bunun için de yoğun bir çalışma içinde bulunduklarının altını çizdi.

Vizelerin kaldırılmasıyla ilgili de çalışmalar yaptıklarını, AB ile bunun mücadelesini verdiklerini anlatan Çavuşoğlu, “Dün işte Ukrayna ile imzaladık. Artık Türkiye’ye Ukrayna vatandaşları veya bizim vatandaşlarımız Ukrayna’ya pasaportsuz girecek. Ukrayna vatandaşlarının sadece yüzde 30’unun pasaportu var. Ona rağmen geçen sene 1 milyon 25 bin Ukraynalı nüfus geldi ülkemize. Vatandaşlarımızın özgürce gidebilmelerini, onların özgürce gelebilmelerini sağlayacağız.” değerlendirmesinde bulundu.

Türkiye olarak her platformda öncü olmak zorunda bulunduklarını ve bunun da mücadelesini verdiklerini dile getiren Bakan Çavuşoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bugün yaşadığımız Avrupa’da ve dünyada medeniyetler ittifakına her zamankinden daha fazla ihtiyacımız var. Çünkü artık Avrupa’da ve batıda artan ırkçılık, yabancı düşmanlığı ve hoşgörüsüzlük, İslam karşıtlığı, ne kadar aşırıcılık varsa had safhaya ulaştı ve çok tehlikeli bir boyuta geldi. Bunu nasıl durduracağız? Buna kafa yormamız lazım. Ama diğer uluslararası örgütler nezdinde de bizim aktif olmamız lazım. Asya’daki Orta Asya’daki her türlü örgütün içinde Türkiye’nin olması lazım. Karar masasında bizim mutlaka olmamız lazım.”

Çavuşoğlu, kurdukları Türk Konseyi, Türk Keneşi ile Türk dünyasını birleştirmek için çalıştıklarını da anlattı.

Türk Parlamenter Asamblesi’nin de gayet aktif bir şekilde çalışmaya başladığını belirten Mevlüt Çavuşoğlu, şunları kaydetti:

“Şimdi de tüm dünyadaki akraba topluluklarımızı ve Türkleri bir araya getirmek istiyoruz. Bunun için de en küçük Türk gruplarının bile temsilcilerini inşallah bir araya getireceğimiz bir Türk zirvesi yapacağız. Dünyadaki tüm Türklerin temsilcilerini inşallah bu sene içinde yıl sonuna doğru bir araya getirmeyi düşünüyoruz ki, yurt dışındaki kardeşlerimize de yalnız olmadığını hissettirmemiz lazım. İşte girişimci dış politikamızın bir ayağı da çatışmaların durması, barış için çaba sarf etmek ve siyasi çözüm için kafa yormak. Bugün Suriye’de siyasi çözüm için Rusya ile beraber bizim kadar aktif olan hiç bir ülke yoktur. Halep’teki 45 bin insanın kurtarılmasında kimse bizim kadar hassas olmadı. Hem girişimci hem vicdani politikamızın birleşmesidir. Sadece vicdanen üzülmek yetmez. Adım atacaksınız, o insanları oradan kurtaracaksınız. Kurtarmak için bir şeyler yapacaksınız.”

Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, Türkiye’nin bölgesindeki istikrarın kendileri için çok önemli olduğunu da ifade ederek, bunun için de oldukça hassas ve çözüm odaklı davrandıklarını, sorunların çözümüne çaba gösterdiklerini sözlerine ekledi.

Bakan Çavuşoğlu, daha sonra Emekli Astsubaylar Derneği (TEMAD) Çanakkale Şubesi’ne geçti. Burada dernek üyeleriyle görüşen Çavuşoğlu, Yalı Caddesi’nde esnaf ziyaretlerinde de bulundu. Babasıyla gezen bir bebeği öpen Çavuşoğlu, kendisiyle fotoğraf çektirmek isteyenleri de kırmadı.

Tarihi Aynalı Çarşı’ya gelen Bakan Çavuşoğlu’nu karşılayan yönetici Neslihan Ar, Çanakkale seramiği hediye etti.

Çarşı yakınındaki bir esnaf lokantasında yemek yiyen Bakan Çavuşoğlu, ardından havayoluyla Antalya’ya gitmek üzere, Çanakkale’den ayrıldı.

Lost Password